5/3/2008
KAPİTALİZM DE BATIYOR !..WASHİNGTON POST:''ABD YIKILACAK
“KAPİTALİZM BATIYOR” ABD batıyor. Amerikan ekonomisi nalları dikti, dikiyor.
Tek başına batmıyor ABD.
Ne kadar “stratejik ortakçısı” varsa, hep beraber batıyorlar, hep beraber batacaklar. Zannediyor musunuz ki, stratejik ortağı AKP’nin yönetimindeki Türkiye rahat olacak? Aldanmayın. ABD ile AKP de batacak, AKP yönetimindeki, Türkiye de… Tabi diğer stratejik ortaklar da bu batıştan nasibini alacak; bileşik kaplar gibi bunlar.
Türkiye, AKP’den kurtulmadığı müddetçe, çöken ABD ile çökmeye ve batmaya mahkumdur. Sosyalizmden sonra liberal kapitalizm de iflas etti; dünya bunu görüyor. ABD, bugüne kadar çoktan batmış olması lazımdı; lakin stratejik ortakları onu ayakta tuttu. Hazinelerine “rezerv” diye karşılıksız Amerikan dolarlarını dolduranlar tutmak zorunda kaldı. Onların üzerine doğru yıkılıyor çünkü ABD ekonomisi…
Hazinesinde 400 milyar, 500 milyar, 650 milyar dolar hatta daha da fazla karşılıksız Amerikan dolarını “rezerv” diye tutan ülkelerini ahvalini düşünün; ABD ekonomisi çökerken, onlarla beraber çöküyor… Onlar çöküşü ve yıkılışı, ötelemeye ve ertelemeye çalıştılar kendi paçalarını kurtarmak için. Ama nafile…
ABD ekonomisi çöküyor. Kapitalizm çöküyor. ABD, “liberal” kapitalizm rayı’ndan çıktı; ABD öyle göçüyor ki, ne Keynes kaldı ortalıkta, ne Fredman…
Dünya bir taraftan bu çöküşe şahit olurken, o taraftan doğudan yükselen güneşe tutuldu… Dünya bilim adamları ve ekonomistler, Mili Ekonomi Modeli’ni konuşuyor, baş tacı yapıyor. Kapitalizm ve sosyalizmden kaçan devletler, Milli Ekonomi Modeli’ne sığınıyorlar. Çağ, artık Milli Ekonomi Modeli çağı… Darısı, bizim aymazların başına… Darısı, güya Müslüman, Türkçü, Milliyetçi veya Atatürkçü kılığına bürünerek Türkiye’yi çöken Amerika’nın kapı kulu ve IMF’nin dilencisi yapanların başına!
Hafızalarınız tazeleyin, hatırlayıverin; Prof. Dr. Haydar Baş bey, bundan 8-9 sene önce, ABD’nin yakın zamanda çökeceğini ve AB’nin dağılacağını bilimsel gerekçelere ve ekonomi verilerine dayanarak ortaya koydu. İşte şimdi olan oldu, olacak olan oluyor.
ABD, çırpındıkça batacak, battıkça çırpınacak. Battıkça hırçınlaşacak… Çünkü ABD’nin içine korku düştü, kurt düştü; çatırdıyor. Mezarlığın ortasından geçen korkak adam misali, korkusunu bastırmak için ıslık çalmayı artıracak. Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) yüklenecek… İsrail, rahat durmuyor çünkü.
Öte yandan Evangelist Bush ile İsrail arasında, BOP kardeşliği var; bu kardeşlik inanç ve ideal kardeşliğidir. Prof. Dr. J. Nisbitt’in ifadesiyle W. Bush, BOP işini, inancı uğruna uygulamaya koydu, Haçlı seferini ve işgallerini bu inanç ekseninde gerçekleştiriyor.
Bush tamam da, bizimkilere ne oluyor demeyin; onlar da medeniyetleri cemettiler, hepsi cem oldular, aynı “BOP”un stratejik ortaklarıdırlar. AKP böyle de; CHP, MHP farklı mı?! Hiçbiri farklı değil… AKP de, CHP de, MHP de aynı değirmene su taşıyorlar; aynı BOP’ta hizmet vermek ve ortakçılık yapmak için can atıyorlar, pazarlıklar yaptılar, yapıyorlar.
CHP’nin Amerika ile olan “at pazarlığı”nı 2003 Eylül’ünde Sedat Ergin ve Yalçın Doğan deşifre ettiler; MHP, DSP ve ANAP’ın Irak’ın işgali karşılığında ABD ile at pazarlığını ANASOL’M hükümetinin Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel itiraf etti.
Doğan ve Ergin’in kaydettiklerine göre, CHP lideri Deniz Baykal, Kemal Derviş’i aracılığıyla Irak işgali ve tezkere katkısı üstüne at pazarlığına soyunuyor… ABD, 6 milyar dolar mı verir, yoksa 10 milyar dolara çıkar mı, araştırması yaptırıyor. Hesap tutturamıyor. Şimdi Moon seanslarından geçen bu Baykal, hangi akıl ve projeyle Türkiye’ye batmaktan kurtaracak!
Benzer at pazarlığını MHP ve DSP yapıyor. Onlar da sınır ötesine 50 km. girme karşılığında, ABD’nin BOP projesine ve Irak’a müdahaleye kafa sallıyorlar… Ama Bush yönetimi, bu takati kesilmiş ANASOL’M hükümetinde yağ çıkmayacağını anlayınca, Ankara’dakileri kale almıyor, mutabakatı bozuyor. Derviş çomağıyla koalisyon dağılıyor… Ardından ABD’nin İslamcı cilalı stratejik ortağı AKP, hükümete getiriliyor… Bölgede olan oluyor; BOP işgalleri alıp başını gidiyor.
Şimdi bu MHP, bu DSP mi Türkiye’yi BOP’tan kurtaracak, batmaktan kurtaracak? Hangi akıl ile, hangi proje ile, hangi yürek ile??!
Türkiye’nin tek kurtuluş yolu var; BTP.. Bu gerçeği anladık, anladık. Yok, hala anlamadı isek; o zaman, er veya geç, kafamızı taşlara vura vura, ABD ve IMF ile bata bata, AB ile bölüne bölüne anlayacağız… Tabii, Türkiye ve Türk milleti kalırsa ortada!
Sözlerimi cumhuriyetimizin kurucusu M.Kemal Atatürk’ün veciz sözleriyle bitirmek istiyorum.
“Çocuklarımıza vereceğimiz öğrenimin sınırı ne olursa olsun onlara esas olarak şunları öğreteceğiz; Milletine, Türkiye Devleti’ne, TBMM’ne, düşman olanlarla mücadele; bu mücadelenin sebep ve vasıtaları ile donatılmayan bir millet için yaşama hakkı yoktur.” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.
Saygılarımla….
WASHİNGTON POST:''ABD YIKILACAK''
ABDnin etkili gazetelerinden Washington Postta yayımlanan bir makalede, derin bir finansal krizin yaşandığı ABD ekonomisinin geleceğine ilişkin karamsar değerlendirmelere yer verildi.
Son olarak ‘Amerikan Kapitalizminin Küresel Krizi’ adlı bir kitap da yayımlayan Kevin Phillips’in kaleme aldığı makalede, FED’in eski başkanı Alan Greenspan’in mortgage paniğinin ilk olarak ortaya çıktığı dönemde, yaşanan çalkantının 1998’de Rusya’daki borç krizini ya da ABD borsalarında 1987’de yaşanan kısa süreli çöküşü andırdığını belirterek, endişeli halkı yatıştırmaya çalıştığı hatırlatıldı. Ancak arka planda daha geniş siyasi ve ekonomik bir depremin seslerinin duyulabildiğini belirten Phillips, aradan geçen 9 ayın ardından Greenspan’in ‘teskin edici benzetmelerinin’ artık yutulacak hali kalmadığını kaydetti.
ABD ekonomisinin, zayıf doların yanında eşi görülmemiş bir borç düzeyi, aşırı yükselen emtia fiyatları ve emlak fiyatlarındaki ciddi düşüşle yüzyüze kaldığını belirten yazar, bazı ekonomistlerin, dünyanın, 1930’lardan bu yana görülen en büyük finansal krizle karşı karşıya kalabileceği görüşünde olduğuna dikkat çekti.
AMERİKALILAR TARİHE KAYITSIZ
Mevcut koşulların, borsanın yüzde 80 düştüğü, işsizliğin yüzde 25’lere ulaştığı Büyük Buhran dönemiyle kıyaslanmasının isabetli olmayacağını vurgulayan Phillips, bununla beraber Amerikalıların, ekonomide yaşanan huzursuzluğun başta Britanya olmak üzere geçmişte önde gelen dünya ekonomilerini başaşağı eden küresel çalkantılarla aynı belirtileri taşıdığı konusunda kaygılı olmaları gerektiğini savundu.
Halihazırda Amerikalıların yüzde 80’inin ülkenin yanlış yolda olduğunu düşündüğünü belirten yazar, ancak hepsi değilse bile çoğunun, hâlâ ABD’nin eşsiz ve Tanrı tarafından seçilmiş bir ülke olduğuna ve diğer milletlerin tarihinin kendileri için bir önem taşımadığına inandığını kaydetti. “Geçmişteki dünya ekonomileri için de durum buydu: Roma, İspanya, 17. yüzyılda, Amsterdam’ın New York olduğu dönemdeki Hollanda ve 19. yüzyılın İngilteresi” diyen yazar, bu ülkelerin kaderinin 1980’lerden beri ABD’nin yaşadığı süreci andırdığını kaydetti.
ÇÖKÜŞ BELİRTİLERİ AYNI
Bu ülkelerin zirveye çıkıp çöküşe geçmeleri sürecinin birçok ortak nokta içerdiğini belirten yazar, bunları, ‘doğru yolda olunmadığı hissi, hoşgörüsüz ya da misyoner din, askeri ya da emperyal tamahkarlık, ekonomik kutuplaşma, finansın sanayii yerinden edecek şekilde yükselmesi ve aşırı borç şeklinde sıraladı.
ABD BRİTANYA’NIN AKIBETİNE UĞRAYABİLİR
2008’de netameli bir on yıla daha işaret edebileceğimizi kaydeden yazar, bu döneminin risklerini 1997-2000 döneminde önce balona ardından çöküşe yol açan teknoloji çılgınlığı, 11 Eylül saldırıları, imparatorluk kibri ve Bush yönetiminin 2003’teki beceriksiz Irak işgali olarak sıraladı.
Bu gelişmeleri, OPEC’in petrol için belirlediği 22-28 dolar fiyat aralığını terketmesi sonucu beş yıl zarfında petrolün varil fiyatının 100 doları aşması, Irak savaşı nedeniyle ABD’nin küresel itibarının yerle bir olması, ABD’de konut sektöründe yaşanan çöküş ve 2002’den bu yana doların euro karşısında yüzde 50 değer kaybetmesinin izlediğini belirten Phillips, bu şartlarda yakın dönemde yaşanacak küresel bir krizin, ABD’nin 1970 ila 2020 arasındaki yarım yüzyılını, İngiltere’nin 1950’den önceki yarım yüzyılına denk hae getirebileceği tahmininde bulundu. Yazara göre bu durum da ABD’nin onyıllardır süregelen hegemonyasının da sonunu getirecek.
BANKACILIK REFAHIN SONUCU
Eski süper güçlerin iflasıyla şimdiki Amerika arasındaki en ürkütücü benzerliğin, ABD’nin, sağlıksız bir şekilde, büyümenin motoru olarak finans sektörüne bağlı kalması olduğu tesbitinde bulunan yazar, 18. yüzyılda Hollanda’nın, gerileyen sanayi ve ticaretinin yerini yabancı ülkelere sağlayacağı borç finansmanının alabileceğini düşündüğünü ancak 1760-70 arasındaki bir dizi iflas ve çöküşün ülke ekonomisini büyük hasara uğrattığını kaydetti.
1900’lerin başında da İngiliz bir bakanın, Britanya’nın menkul değerler istifleyerek zenginleşemeyeceğini zira bankacılığın, refahın nedeni değil sonucu olduğunu söylediğini hatırlatan yazar, iki dünya savaşının ardından borç yükünün bakanı haklı çıkardığını, Britanya’nın küresel ekonomik liderliğinin de tarihe karıştığını kaydetti.
SANAYİ GERİLEDİ, FİNANSIN YILDIZI PARLADI
ABD’de finansal hizmetler sektörünün 1990’ların ortalarında gayrısafi hasılanın unsuru olarak üretimi geride bıraktığını belirten Phillips, piyasa heyecanının bu kaygı verici değişimi tartışmayı engellediğini savundu. Gayrısafi hasılada finansın yüzde 21’e yükselmesi, üretiminse yüzde 12’ye gerilemesi sürecinde, ‘gazinolara bırakılması gereken türden’ yatırım araçları yanında bir kredi cinnetinin yaşandığını kaydeden yazar, 1987-2007 arasında ABD’deki toplam borcun 11 trilyon dolardan 48 trilyon dolara çıktığına işaret etti.
Washington’un 80 ve 90’lı yıllar boyunca sınırsız likidite akışı ve destekle finans sektörünün büyümesini memnuniyetle izlediğini belirten Phillips, Greenspan, Hazine eski Bakanı Robert Rubin ve şimdiki Bakan Henry Paulson’un mazur görülemez biçimde sektörü düzenlemeyi reddettiğini ifade etti.
Bu isimlerin, 19. yüzyılda sanayinin tarımın yerini alması gibi finans sektörünün ekonomik evrimin yeni başat unsuru olacağını düşünmüş olabileceklerine dikkat çeken yazar, “Fakat kim ciddi olarak yeni ekonomik güçlerin –Çin, Hindistan, Brezilya- finansın başı çektiği gayrısafi hasılaya sahip olacaklarını düşünebilir?” sorusunu yöneltti.
0 yorum yazılmıştır