24 07 2012

Dünya Milli Ekonomi Modeli’nde karar kılmak zorundadır

Dünya Milli Ekonomi Modeli’nde karar kılmak zorundadır |  görsel 1

Latin Amerika turunun üçüncü ayağı olan Küba’da bir konuşma yapan İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, kapitalist sistemin çökmekte olduğunu ifade etti.  ABD’de mortgage (tutsat) krizi ile başlayan ve AB ekonomileri ile devam eden süreçte yaşananlar bizim  yıllar evvel dile getirdiğimiz, “Kapitalizm çökmeye mahkumdur” tezimizi  ispatlamıştır. Bugün ise, bu sistem ile ayakta duran ekonomilerin liderleri, sistemi ayakta tutmak için çareler arıyorlar.  Ancak bunda başarılı olmaları imkansızdır. Tek tarafın menfaatleri üzerine bina edilmiş bir düzende eksik yan her zaman dengesizlik oluşturur.    Bir ekonomi tezinin yaşanılabilir ve devam edilebilir olması onun denge konumu ile ilgilidir.  Milli Ekonomi Modeli bu dengeyi sağlamış ve matematiği ortaya konmuş tek ekonomi sistemidir.  Almanya’da yapılan 3. Milli Ekonomi Kongresi’ne katılan Rusya Bilimler Akademisi’nden  Prof. Dr. Yuri Gavriletz, Milli Ekonomi Modeli’nin matematiğini oluşturan bilim adamıdır.  Prof. Gavriletz, şunları ifade ediyor: “Matematiğin bilimsel yönlendirmesi dengeye dayanır.  İdeolojilerin bilimsel dile çevrilmesinde en yakın model matematiktir. Batılıların yaptığı çalışmalarda pazar mekanizmasında bir denge yakalanamamıştır. Toplumsal ahlaki değerler ve ekonominin aldığı yol dengeye oturmak zorundadır. Biz Prof. Dr. Haydar Baş’ın ekonomi bilimi ile ilgili düşüncelerini matematiksel olarak dökümledik. Ampirik yöntemi kullanarak elde ettiğimiz bilgileri bilgisayara da yükledik. Milli Ekonomi Modeli’nde insanların görüşlerinin sürekli değişebileceği savunulmaktadır.”  Milli Ekonomi Modeli matematiği yapılabilen bir dengede olduğu için uygulandığında her kesimin ihtiyaçlarına cevap verecek tek t... Devamı

28 06 2012

Türkiyenin Suriye dış politikası

Türkiyenin Suriye dış politikası |  görsel 1

    Bir buçuk yıldır savaş tehdidi altındaki Suriye, en sonunda Türkiye ile olan komşuluk ve inanç bağlarını attığını resmen gösterdi.  Türk keşif uçağı gözle görülebilir bir mesafede seyrederken hava sahasını ihlal gerekçesi ile vuruldu.  Kimsenin beklemediği bu gelişme karşısında dünya Türkiye’nin tavrını bekliyor.  Türkiye olayı savaş boyutuna taşımayacağını açıkladı. Ancak yapılanların hesabının sorulacağını ısrarla vurguladı.  NATO’nun 4. Madde’si gereğince, NATO üyesi ülkeler toplantıya çağrıldı.  Ankara’nın toplantıdan beklentisi 5. Madde’nin hayata geçirilmesi iken bu gerçekleşmemiş, üye ülkeler toplu bir müdahaleden ziyade ortalığı kızıştırmaya gerek yoktur, şeklinde bir açıklama ile Türkiye’yi sakinleştirmiştir.  Bu bizim de NATO konusunda beklediğimiz bir gelişmedir. Zira Sayın Başbakanımız aylar önce sınır ihlalleri olduğu gerekçesi ile NATO’yu 5. Madde çerçevesinde göreve çağırmış ancak yine aynı red cevabını almıştır.  Çünkü NATO üyesi ülkeler nezdinde Türkiye yararına dik bir duruş, bugüne kadar zaten gösterilmemiştir.  BM’de de yer alan Türkiye, ne Kıbrıs konusunda ne Ermeni soykırımı yalanında hiçbir üye ülke tarafından desteklenmemiştir.  Zaten, keşif uçağımızın düşürülmesinin hemen ardından Türkiye’nin bir karşı saldırıyı ve devamında başlayabilecek bir savaşı göze alamaması da NATO’yu arkasında görmemesindendir.  NATO Türkiye’nin arkasında değildir. Türkiye NATO için menfaatleri gereği yönlendirilen bir üye mesabesindedir.  NATO’nun bu tutumu, Türkiye’yi Sur... Devamı

23 06 2012

Suriye konusunda çifte standart

Suriye konusunda çifte standart  |  görsel 1

                          Bir ülkenin resmi rejimine karşı mücadele eden illegal kadroları desteklemek, onlara silah veya techizat temin etmek, eğitmek, yardım ve yataklık etmek suçtur.   Bu temel tespitlerden sonra Suriye cephesindeki son gelişmelere bir bakalım.. ABD Dışişleri Bakanı Clinton, Rusya'yı, Esad rejimine saldırı helikopteri vermekle suçladı. Rusya Dışişleri Bakanı ise Washington yönetiminin Suriye'deki muhalifleri silahlandırdığını söyledi.  Artısı ve eksisi ile Esad rejimi Suriye'nin resmi iktidarıdır. Ve en önemlisi halk bu idareden memnundur. Yukarıdaki tespitimizi hatırlarsak bir ülkenin resmi rejimine karşı ayaklanan isyancıları desteklemek gayri kanuni bir harekettir.   Öte yandan, bir devletin başka devlet veya devletler ile yaptığı anlaşmalar çerçevesinde her sahada alış-verişi olabilir, ki saldırı helikopteri alımını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Nitekim Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, "Suriye'ye silah satışımız hukukidir ve uluşlararası mevzuata aykırı değildir" diyor.   Rusya'nın Suriye'ye resmi anlaşmalara uygun olarak silah satmasını suç kabul eden ABD, İsrail'e büyük miktarda silah nakletmektedir. Nükleer başlık taşıyan silahlar da bunların içindedir. İsrail bu silahları dünyanın gözü önünde masum sivillere karşı kullanıyor.  Yani bu mantığa göre bir ülkenin resmi iktidarının uluslararası mevzuata uygun olarak silah alış-verişi yapması suç, ancak o ülkede terör faaliyetlerinde bulunan isyancıları desteklemek ve silahlandırmak suç değildir.   Burada ciddi bir çifte standart söz konusudur. Suriye'nin ikinci bir Irak olmasını ve bu şekilde İran'ı ve b... Devamı

06 06 2012

Müslüman kıyımı üstüne Medeniyetler İttifakı

Dinlerarası Diyalog, Vatikan’ın teo-politik projesidir. 1962-65’te II. Vatikan Konsili’nce karar altına alınmış, kurumsallaştırılmıştır.  Dinlerarası Diyalog bir Papalık misyonudur (PCID).  Papalık, hedefini açıkça “3. bin yılda Asya’nın Hristiyanlaştırılması” olarak deklare ediyor.  Bu misyon, Türk-İslam coğrafyasında kalıpları İslamcı, kalpleri ve duruşları ise Haçlı olan bir neslin türetilmesidir.  İslam coğrafyası, geçmişin Haçlı seferleri yerine o tarihten bu yana Vatikan’ın diyalog seferlerine maruz kalıyor.  10 Şubat 1998 günkü Zaman gazetesi, Fetullah Gülen’in 9 Şubat 1998’de Papa II. J. Paul’e bir mektup sunarak “Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere” huzura çıktığını açığa vuruyor.  1990-95’li yıllarda yoğun biçimde el altından yürütülen Dinlerarası Diyalog faaliyetleri, bu tarihten sonra artık aleniyet kazanıyor.  Vatikan-Papalık’ın bu teo-politik kurumunu Birleşmiş Milletler, küresel politik projeye dönüştürüyor, on yıl sonra İspanya ve Türkiye’nin sırtına Medeniyetlerarası İttifak adıyla yüklüyor.  Türkiye’nin İslamcı geçinen siyasileri, R. T. Erdoğan ve AKP kurmayları, bu projede rol kapma yarışına giriyorlar.  Tevafuka bakın ki, Balkanlar, Türk dünyası ve İslam coğrafyasında Müslümanlar, Vatikan’ın diyalog furyasıyla avutulurken; diyalog misyonunun küresel aktörleri, dünyanın her bir tarafında Müslüman kıyımını sürdürüyorlar.  Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da tek seferde resmi kayıtlara göre 8,372, gayr-ı resmi kayıtlara göre 10... Devamı

26 05 2012

Wall Street'i Şimdi de 'Öğrenci Kredileri' Endişesi

ABD ekonomisinin kalbinin attığı Manhattan'daki Wall Street'i bundan sonra bekleyen en önemli sınavın öğrenci kredileri olacağı ifade ediliyor. Amerika'da 7 milyon üniversite öğrencisinin borcunun 1 trilyon dolara çıkarak rekor seviyeye ulaşması ekonomistleri endişelendiriyor. Eğitim süreci boyunca kredi almak zorunda olan öğrencilerin mevcut kriz yüzünden mezun olduktan sonra iş bulamayacakları ve bu yüzden kredi geri ödemelerini geçiktirecekleri, ekonominin de bu durumdan olumsuz etkileneceği öngörülüyor. Normal şartlarda öğrencilerin mezun olduktan 6 ay sonra kredilerini geri ödemeye başlaması gerekiyor.Son yıllarda ekonomide yaşan sıkıntılardan dolayı artan işsizlik nedeniyle Amerikada yaşayan birçok insan üniversitelere master ve doktora programı için başvuruda bulundu. Kredi borçlarının artmasına neden olarak da bunu fırsat bilen birçok üniverisitenin yüzde 73 oranına varan fiyat artışına gitmesi gösteriliyor. Uzmanlar öğrenci borçlarının bir kısmının devlet destekli olduğunu ifade ederken, özel kurumların bu kredileri verirken geri ödemelerin ne zaman ve nasıl yapacağına çok dikkate almadıkları için sorunun daha da derinleşmesine neden olduğuna dikkat çekiyor.Okul paralarının çok pahalı olduğunun söyleyen Natixis Associates Sabit Gelir Kredileri Grup Başkanı Abdullah Karataş, kredi alarak harcama yapan öğrenciler iş bulamadıkları için ekonomide şişmenin olacağı uyarısında bulundu. Öğrencilerin kredi aldıktan sonra okul harcamalarına devam ettiğini aktaran Karataş, "Okulların birçoğunun yıllık fiyatı 30 bin Dolar civarında, öğrenci bu süreç içerisinde aldığı krediyi harcıyor. Okul bittikten sonra kredilerin geri ödenmesi lazım ama işsizlik yüksek olduğu için bu borçlar geri &o... Devamı