12 03 2008

TÜRKİYE BU DURUMA NASIL GELDİ?..

   Buraya nasıl geldiğimizi kısaca açıklamak istiyorum. Bildiğimiz gibi Atatürk Kurtuluş Savaşını kazandıktan sonra İzmir Milli İktisat Kongresini toplamış ve orada bir konuşma yaparak, “Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ülkenin siyasal bağımszlığının da  olamayacağı”nı söylemiştir. Önce 1923-1930 yılları arasında liberal ekonomi politikası uygulanmış fakat üretim düşmüş, ihracat ve ithalat büyük ölçüde azalmıştır. Bunun üzerine devlet ekonomiye girip her şeyi yapmaya başladı ve 1933-1937 yılları arasında sanayinin çeşitli alanlarında 11 KİT açıldı(Dikbaş, 2005). Hatta 1925 yılında Kayseri’de bir uçak fabrikası da kuruldu(Aydoğan, 2006) T.C., bu dönemde % 9 kalkınma hızını yakalamış, denk bütçe yapılarak dış ticaret açığı ortadan kaldırılmıştır(Boratav, 2006). Bana göre Türkiye Cumhuriyeti  1938 yılından itibaren yavaş yavaş tasfiye edilmeye başlanmıştır.  Şöyle ki, 1938’de Cumhurbaşkanı seçilen İnönü, Atatürk’ün resimlerini paralardan, devlet dairelerinden kaldırarak onun yerine milli şef sıfatıyla kendi resimlerini koydurmuştur. Atatürk bağımsız bir politika takip etmesine rağmen 1939 yılında Türkiye, İngiltere ve Fransa ile üçlü ittifak anlaşması yaparak Batı’ya bağlanmış 24 Ekim 1945 kurulan BM ‘e üye olmuştur. Türkiye, 1945 yılında ABD’nin isteği üzerine çok partili hayata geçmiş ve sayısını bilemediğimiz çok sayıda ikili anlaşmayı ABD ile yapmıştır(Aydoğan, 2006). Ayrıca 100 milyar dolar dış ticaret fazlası varken 1947 yılında IMF ve Dünya Bankasına üye olmuştur(Boratav, 2006). Böylece Atatürk döneminde kazanılan ekonomik bağımsızlık kaybedilmeye başlamıştır. 1939’daki genel seçimlerde İnönü, Atatürk’ün  arkadaşlarının listelere almazken Atatürk’e karşı olanların tamamını milletvekili yapmıştır(Aydoğan,2006).Ayrıca başta Mareşal Çakmak olmak üzere Atatürk’ün  subaylarını emekli etmiştir(Türköne, 2003). 1942’de her türlü dini y... Devamı

26 01 2008

MİLLİ EKONOMİ MODELİ

    Bu vatan bizimdir,bizim kalacaktır...               2inci kuvay-ı milliye lideri              B.T.P Gnl.Başkanı Prof.Dr.Haydar Baş   Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi '05 Kapanış Konuşması / Prof. Dr. Haydar BAŞ TürkçeEnglishRussianGerman  Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi '05 Sonuç Bildirgesi  http://www.milliekonomimodeli.com/index.php?mmedia=1&dde=mem1.wmv                   MİLLİ EKONOMİ NEDİR?    VİDEO 1- Tamamen kendi insanımızın emeği, çalışması ve üretimiyle ülkemizin kalkınmasını ve ekonomik bağımsızlığını hedefleyen ekonomik modeldir. 2- Bu yönüyle milli kalkınma modeli, ülkeleri sömürmeyi hedef alan küresel güçlere karşı verilen mücadelenin de adıdır. 3- Bu model bir alternatif değil, ekonomik savaşın yaşandığı günümüz dünyasında yegâne kalkınma modelidir. Milli Kalkınma Modeli’nin esasları 1- Maksat, ülkemizin kalkınması ve ekonomik bağımsızlığıdır. Ekonomik bağımsızlıktan kasıt, Türkiye’nin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olması, iç ve dış ödemelerini borçlanmadan temin etmesidir. 2- Uluslararası sermayenin gelişmekte olan ülkelere karşı yürüttüğü ekonomik savaştan dolayı ülkemizde reel sektör, ileri teknoloji kullanan, büyük yatırım ve organizasyonları gerçekleştiren projeleri hayata geçirecek güçten uzaklaşmıştır. 3- Bu sebeple devlet, yeni ürünler geliştiren, yeni pazarlar bulan, yeni teknik ve yöntemlerin uygulandığı ve büyük sermaye yatırımlarının gerektiği alanlara girip, mamul ve yarı mamul üreterek reel sektöre öncülük yapacak; uzun vadede üretimimiz ve istikrarın sağlanması için stratejik malların üretimi garanti altına alınacaktır. 4- R... Devamı

13 10 2007

DEĞERLERİN NOTASINDA ANADOLU TÜRKÜSÜ

Anadolu ahh Anadolu … sen öyle bir türküsün ki seni söylemeye başladı mı insan bitesin gelmiyor. Zaten bitirmekte istemez. Nasıl bitirsin ki. Sen Anadolusun, sen hayat, sen can, sen sevda, sen aşk, sen sevgi, sen sevgili ve sen maşuksun … Sen buram buram sadet kokan mutluk, sen umutsun. Sen huzur, sen cennetsin…. Senin türkün öyle bir türkü ki ; Anadolu insanı, Anadolu mozaiği, Anadolu tüm varlığı ile seni söyler. Aşklar, sevgiler, sitemler, küsler, barışlar, ninniler seninle söylenir. Sevinçler, kederler seninle dillendirilir. Sen sensin…. Yolu senden veya yakınından geçen herkes her şey dinler seni… Bu türkü sevgi dolu yüreklerden hayat bulur ve dalga dalga yayılır dünyaya, evrene… Şöyle bir gezinin Anadolu da her yerde bu türkü var. Her şey söyler, her şey dinler bu türküyü… değerlerin notasında ki türküyü… ANADOLU TÜRKÜSÜNÜ ! Bu türkü Karadeniz de kemençe olur. Karadeniz in azgın sularına inat hasreti, sevgiyi haykırır. Kara deniz insanı, kemençe ve yaylalar kucaklaşır,el ele tutuşur horun olur omuz omuza can cana… Bu türkü davul olur, zurna olur. Palandökende Dadaş olur bar olur. Yiğitlik olur, tevazu olur, merhamet olur, adalet olur Dadaşın yüreğinde … Davul, zurna sevdalandığında birbirlerine halay olur Van ımda , Bitlisimde birde bağlama katılırsa aralarına sıra gecesi olur Urfamda… Bu türkü saz olur, söz olur, yar olur yaren olur Sivasımda, Tuncelimde, Erzincanımda… Saz olur, söz olur, yar olur, yaren olurda semah olmaz mı? Aşk olmazmı Bektaşımda Bayram-ı Velimde..? Bu türkü ney olur, neyzen olur ve semazen olur Konyamda Mevlana Dergâhında… “Herne olursan ol yine gel” sözünde anlamını bulur sevgi, hoşgörü, vuslat ve Şeb-i Aruz olur dervişimde Konyamın bereketli ovasında .. Bu türkü Seymen olur Ankaramda… Efe olur, Zeybek olur Ege de… Kılıç kalkan olur Bursamda… Bu türkü Divan olur, şiir olur, şair olur Bab-ı Âli olur İstanbulumda…. Roman olur, K... Devamı

19 09 2007

NE OLDU BİZE?..

      Ne oldu bize?                   Bir milleti millet eden değerleri ortadan kaldırırsanız, O millet millet olmaktan çıkar. Görünen manzara ve üzerimizde oynanan oyunlar göstermektedir ki halimiz pek de iç açıcı değildir. Ne oldu bize? Dünyaya medeniyet, özgürlük ve insan hakları dağıtan bir millet idik, şimdi medeniyetsizlerden medet umar olduk. Ne oldu bize? Türk olmanın, “Türküm” demenin başka bir gururu vardı. Lazımız, Çerkezimiz, Kürdümüz, Arabımız, Acemimiz vardı. Farklı dillerde konuşsak da özde bir idik. Şimdilerde Türküm demek nerdeyse suç oldu. Ne oldu bize? Vatanın bölünmez bütünlüğüne söz söylemek şöyle dursun, yoluna ölmek en büyük gururumuz idi, şimdilerde pare pare satar olduk. Ne oldu bize? Bağımsızlık Türk milletinin en büyük karakteriydi. Egemenliğimizi AB ye devretmek için yarış eder olduk. Ne oldu bize? Devlet malı; tüyü bitmemiş yetim hakkı sayılırdı, şimdi onsuz yemek katıksız yavan ekmek oldu. Ne oldu bize? Devletin ve milletin kutsalları kırmızı çizgileri vardı, ne kırmızı ne kara ne beyazımız kaldı. Ne oldu bize? Gavurun ekmeğini yiyenler gavurun kılıcını çalardı. Şimdi Vatanın ekmeğini yiyenlerden vatana kılıç çalanlar türer oldu. Ne oldu bize? Bir zamanlar esaret altında olanlar, gönderlerine ay yıldızlı bayağımı asar, gölgesine sığınırdı. Şimdi bayrağım birilerinin gözüne batar oldu. Ne oldu bize? Hak dinimiz İslam vardı, başka bir şey bilmez tanımaz idik, ak kara biri birine karıştı şimdi dinler bahçesine döndük. Ne oldu bize? En büyük şeytanlarımız vardı, şimdi şeytanla yatar kalkar olduk. Bir de şeytanın emrine amade olduk. Bir de üstüne en iyi müttefik.Ne oldu bize? Aziz vatan toprakları üzerinde kara bulutlar oluşmuş. Kargalar üşüşmüş, baykuşlar ötüşmüş. Yarınlarımız ipotek altına alınmış. Ölümü gösterip sıtmaya razı edilmiş, ölümü bekleyen bir hasta kon... Devamı

18 09 2007

HACIM!..BİTTİMİ BÜTÜN SANCIN?..

       Bilmem ki hatırlar mısın, uzun uzun konuşmuştuk.Hem şahsi, hem ailevi hem de toplumsal olmak üzere dizi dizi dertlerin, alanlara sığmaz acıların, sicim gibi sancıların vardı ve bütün bu sancıların dinmesini sadece ve sadece bir adamın bir tepeye çıkış şartına bağlamıştın.Hacım, şimdi dindi mi bütün sancın?Kalp rahatsızlığından damar sertliğine, şeker hastalığından böbrek rahatsızlığına, kemik erimesinden görme–işitme kaybına kadar birkaç düzine hastalığın vardı, tüm geceler boyunca sancıdan kıvrandığını, o yüzden gecelerin haftalar kadar, hatta aylar kadar uzun olduğunu söylemiştin.Beklediğin o adam, işaret ettiğin o tepeye çıktı, ya şimdi nasılsın?Çocukların koca koca adam oldukları halde bir baltaya sap olamadıklarını, asla geçim–meçim derdine düşmediklerini, onların çocuklarına da kendi emekli maaşınızla baktığınızı, iş bulmak için hangi kapıyı çalmışsanız yüzünüze kapandığını nemli gözlerinizle anlatmıştınız da, onarlın yüzünden kendi dertlerinizi dahi unuttuğunuzu söylemiştiniz.Hacım, dindi mi bütün sancın?Evinizin sağ tarafındaki büyükçe tarlanın Fransızlar satıldığını, sol taraftaki birkaç dönümlük arsanın ise Yunanlılar tarafından alındığını, bölgenizde yüzlerce insana ekmek kapısı olan fabrikanın da özelleştirme kapsamında İngilizlere satıldığını ve kapısına kilit vurulduğunu yine yaşlı halinizle ve yaşlı gözlerinizle anlatmıştınız ve eklemiştiniz; o adam o tepeye çıkarsa bütün talanlar sona erecek. Şimdi nasılsın, sancıların dalga vuruşunda bir değişme var mı?Bundan böyle o adam o tepede artık.Her gün ülkenin dört bir yanına şehit tabutlarının gidişinden, her gün anaların, dul kalan genç eşlerin ve gözü yaşlı yetimlerin feryadından son derece rahatsız olduğunu, son zamanlarda bebek katilinin posterleri ile meydanlarda nümayişler yapılmasından ötürü adeta kahrolduğunuzu söylemiş ve de eklemiştiniz; o adam o tepeye çıkarsa bunlar da bitecek.Bitti mi sancın hacım?O adam o tepede şimdi, sen nerdesin ve sancıları... Devamı