01 06 2014

Siyasetten ne anlamalıyız?

  Siyaset kurumu çok büyük yaralar aldı ve almaya da devam etmektedir. Bunun sebebi siyasetle uğraşanlardır. Ehliyetli, ehliyetsiz her önüne gelen siyaset kurumunda görev almaya kalkışmış, belli bir bilgi birikimi, planı, projesi ve becerisi olmayan, ya da başka niyetler besleyen kimseler bu kurumu maalesef kirletmiştir. Siyaset kurumu, Millete hizmet kurumu diye adlandırılmasına rağmen çok çirkin işlerin döndüğü bir kurum halini almıştır. İlk insanla başlayan yönetme ve üstün olma hırsının beraberinde getirdiği nefsi hastalıklar; çoğu zaman insanları haksızlığa, yolsuzluğa, zulüm ve işkencelere dahi sürüklemiştir. İnsanlar, iktidar olmak ya da iktidarını korumak için ilahi kuralları dahi hiçe saymışlar. Peygamberimizin Hak budur diye işaret ettiğini dahi kabul etmemişler. Başlangıçta iyi niyetlerle dahi yola çıkılsa, ilerleyen zamanlarda yollar sapmış, doğrular yanlışa tebdil olmuştur. Kan dahi dökmekten geri durmamışlar. Kavram kargaşasının yaşandığı bu zamanda, siyaset kavramı da haliyle kirlenmiş, amacı dışına çıkartılmıştır. Dünkü yazımızda siyaset kurumunun geldiği noktada yapılan seçimlerin sağlıksız olacağını dile getirerek şu tespitlere yer vermiştik: “Seçimlerde daha güçlü organize olan, daha güçlü olan, daha zengin olan, daha çok çevreye ve etkiye sahip olanlar, mutlak çoğunluğun verdiği avantajlarla zafere ulaşmıştır. Demokrasinin belki de en acımasız tarafı budur. İster haklı ol, ister haksız ol, çoğunluk seninleyse güçlü de sen, haklı da sen oluyorsun. Bu genel bir kuraldır. Bundan önce de bundan sonra da elde edilecek netice budur. Madem yönetim şekli olarak demokrasi tercih edilmiş; ya tercih edenler ıslah edilmeli, ya da demokrasi ıslah edilmelidir.... Devamı

01 12 2013

Dershane meselesi

  İktidar farklı bir ikna metodu geliştirdi. İlk örneğini, çözüm sürecinde akil adamlar ile gördüğümüz bu yeni düzen, şimdi de dershanelerin kapatılması için deneniyor. Akil adamlar, il il gezmişler, terörden ocağı yanmış aileleri iknaya çalışmışlardı. Yoğun protestolar nedeniyle pek çok ilde program yapılamadan dağılmıştı, ikna panelleri… Bugün de yine bir grup, hükümetin geri adım atmamakta ısrarlı olduğu dershanelerin kapatılması için ikna turlarında. Samsun ve İzmir’de benzer protestolar ile toplantılar yapılamadan konuşmacılar susturuldu. Biz olaya “kapansın veya kapanmasın” cephesinden ziyade, Türk eğitim sistemi üzerinden değinmek istiyoruz. Türkiye’de dershanelere bu kadar yoğun talebin olması, Türk eğitim sisteminde okullarda öğretilenler ile yerleştirme sınavlarında çıkan soruların birbirinden farklı şekilde hazırlanmasından kaynaklanmaktadır. Dershaneler, yurt genelinde test usulü yapılan yerleştirme sınavlarının soru tipine göre evlatlarımızı hazırlarken, okullar bu mantıktan uzak bir eğitim vermektedir. Temel sorun budur. Bu mesele, talebeleri, dershane öğretmenleri ile okul öğretmenleri arasında bir karşılaştırmaya kadar götürmektedir. Hal böyle iken, günümüz Türkiye’sinde dershaneler okullarda verilemeyenin tamamlandığı kurumlar haline getirilmiştir. Bugün dershaneleri kapatmak, mevcut giriş sınavları değişmedikçe, zaten bir mana ifade etmeyecektir. Kaldı ki, Türk gencini hayatını belirleyecek bir maratona sokmaya da gerek görmüyoruz. Bağımsız Türkiye Partisi olarak biz siyasete girdiğimiz ilk andan itibaren sınavsız üniversite diyoruz. Fırsat eşitliği sağlayacak, gençlere eğitimde eşit hak ... Devamı

01 12 2013

Bu cemaat gerçekten başka!

  Cemaat’le yatıp Cemaat’le kalkıyoruz! Varsa Cemaat yoksa Cemaat! Cemaat’in merkezi neresi? -Pensilvanya Lideri orda yaşadığı için, herhalde öyledir! Başka merkezleri de olabilir ancak bunu en iyi kendileri bilir. Belki, Brüksel… Belki, Telaviv… Biz dışarıdan gördüğümüzü söylüyoruz. Cemaat’in dini nedir? İşte burası çok karışık! Bize kalsa İslam diyeceğiz(!) ama kendileri sadece İslam’ın Hak din olduğuna inanmıyorlar. Galiba! Çünkü 1997’de Papaya verdikleri bir mektuptan sonra “ilahi dinler”, “İbrahim’i dinler”, “üç büyük din” ifadeleri adı altında “çok dinli” faaliyetlerin o kadar öncüleri ve savunucuları oldular ki, dinlerinin İslam olduğu konusunda herkesi şüphede bıraktılar! O gün bu gündür, bir kez kendilerinden duymadık “Hak olan sadece İslam’dır” dediklerini. Sadece, bu kadar da değil… Bizleri şüphede bırakan daha çok beyanları var ama hepsini bu köşeye sığdırmak imkânsız. Bu beyanlar karşısında, dinlerinin İslam olduğunu iddia etmek, belki de insanı küfre sokar maazallah! Şahin kod adlı köşe yazarları “Ehli kitapla (Yahudi ve Hıristiyanlar) amentüde ittifak içindeyiz” demişti. Yani Yahudi ve Hıristiyanlarla aynı inanca sahibiz demek istemişti, şahin yazar. Bu kafaya gel de Müslüman de, diyebilirsen! Bize mi kaldı, İslam’a inanıp inanmamaları! Yok canım neyimize lazım! “leküm diynüküm”… “Cemaat cemaat” naralarının atıldığı bu günlerde sadece hatırlatmada bulunuyoruz. Cemaat Peygamber’e inanır mı? Bu konuda da hocaefendileri “All... Devamı