17 03 2007

BEKLENEN LİDER,BEKLENEN POLİTİKA......

Prof.Dr.Haydar Baş, BTP, Milli Ekonomi Modeli   Küreselleşmenin adeta bir devlet biçimi olduğu günümüzde siyaset anlayışı ve siyasi kimlikleri de buna göre belirlenmekte...Kaynakları elde etme yarışının yaşandığı bugün, toplu tüfekli savaşların yerini alan globalizm, beyinleri ele geçirerek bu yarışı kazanmaya zemin hazırlamaktadır.Globalizmin en büyük hedefi, ulus devlettir. Devlet–millet kaynaşmasının halen var olduğu ülkelerde, milli ve manevi beraberlik, globalizmin karşısında varlık mücadelesinin tek yoludur.ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde Afganistan’la başlayan sürecini ele alırsak, Afganistan, Irak, Lübnan işgalleri ciddi direnişle karşılanmıştır. Çünkü, milleti var eden benlik şuuru ortadan kaldırıldıktan sonra, BOP harekatı devreye konulmuştur. Irak’ın belli bölgelerinde yapılan küçük çaplı direnişlerin ABD ordusunda verdiği zayiatlara bakarsak ulus devlet fikrinin önemi ve ancak bunu koruyabilen devletlerin–milletlerin ayakta kalabileceği görülecektir.Öyleyse günümüzde siyasilerin ve özellikle Meclis çatısı altındaki kadroların sahip olması gereken ilk şart milli devleti ayakta tutmaktır. Başka türlü var olmak imkansızdır.Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği “muasır medeniyetler seviyesi” bugün zorla girmeye uğraştığımız AB değil, ulus devleti koruduğumuz, milli ve manevi değerler etrafında kenetlenmiş bir devletin Batı’nın tekniğinden istifade ile onu da geçmesidir.Bizim ihtiyacımız olan siyasiler Atatürk’ün çizdiği bu çerçeveyi harekete geçirecek, vizyon sahibi kişilerdir, yalnız bugünü değil, on sene sonrasını, 20 sene sonrasını görebilen ve bugünden devleti ve milleti için ona hazırlık yapabilen bir lidere ihtiyacımız vardır.Bir ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarının o millete ait olduğu muhakkaktır. Kaynaklar savaşının yaşandığı bugün, liderin millete ait olanı milleti için koruması ve onun hizmetine kullanması gereki... Devamı

17 03 2007

“Tükürün Ehl–i Salib’in o hayasız yüzüne”

  Milli şairimizin yüzüne tükürülmesini istediği Ehl–i Salib kimdir? Geçen yüz yıl içinde yüzüne tükürülmesini affettirecek bir iyileşme, bir ehlileşme göstermiş midir?Hemen söyleyelim ki; ecdadımızın bu ifade ile kastettiği haçlı dünyasıdır ve geçen süre içinde bin kat daha fazla yüzüne tükürülmesi gereken cinayetlere imza atmıştır.Bazıları dindar Hıristiyanlardan, onlarla ittifaktan, onların tasaffisinden falan söz ediyor, bu kadar saf olmaya ya da Müslümanları bu kadar aptal yerine koymanın adına ne denir bilemiyorum fakat; İslam’ın ve Müslümanların baş düşmanı, can düşmanı olduklarını kimse inkar edemez. Kur’an’ın bir çok ayetinde işaret edildiği gibi, Yahudi ve Hıristiyanlar kendi aralarında ihtilafa düşseler bile her dönemde Müslümanlar aleyhine birleşmişlerdir.Bugün bile Onbir Eylül tiyatrosunun sahnelenmesi, ardından Afganistan işgali, onun ardından Irak’ın işgali, her iki işgalde de bir milyondan fazla Müslüman’ın katledilmesi haçlı–siyonist ortak senaryosudur ve ortaklaşa sahnelenmesidir.Ecdadımızın canı yandığı için, nice canlarını, ciğerparelerini onların saldırılarında kaybettikleri için, bizzat tecrübelerden hareketle aman dikkat diyor!Sadece şu iki mısra kulaklara küpe yapılmış olsaydı bir çok kayıptan kurtulacaktık ve bir çok şey kazanacaktık. Akif dedemiz ip ucu veriyor torunlarına:“Tükürün Ehl–i Salib’in o hayasız yüzüne!Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!”Ehl–i Salib bir kere hayasızdır, utanma, sıkılma gibi hasletlerden uzaktır. Sudan bahanelerle, ipe–sapa gelmez gerekçelerle Müslüman yurdunu işgal eder, talan eder, katleder ve gerekçelerinin tamamının yalan olduğunun ortaya çıkmasından zerre kadar utanmaz ve yine pişkinliğe verir, hayasızcasına “Irak işgali iyi bir yatırım oldu” der ve sırıtır.AB macerası, kara sevdası, onların sözlerine asla ve asla güvenilmemesi gerektiğini tecrübe ile ortaya koydu. Dedemizin ... Devamı

17 03 2007

TÜRKİYE DÜŞMANLARININ OYUNU BOZULACAKTIR.

    (2 inci KUVVA LİDERİ)Bağımsız Türkiye Partisi İzmir İl Başkanlığınca tertip edilen İzmir Bornova Cumhuriyet meydanındaki Bağımsız Türkiye mitingine İzmirliler yoğun ilgi gösterdi. Yüzbinlerin katıldığı mitingde konuşan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, gazeteci Hrant Dink’e düzenlenen suikastle ilgili önemli mesajlar verdi. Türkiye üzerine büyük oyunlar oynandığına dikkat çeken  BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “Hrant Dink seçilmiş bir kurbandır, oynanan oyun ise tüm Türkiye’yedir” diye konuştu. Konuşmasında Türkiye üzerine yapılan hesap ve tezgahlara değinen ve bu bağlamda Kürt– Türk çatışması oluşturulmak istendiğine dikkat çeken Baş, Kürt ve Türklerin etle kemik gibi birbirine bağlı olduğunu belirtti. Sosyal devlet projeleriyle herkesi işe ve aşa kavuşturacağını, herkese vatandaşlık maaşı vereceğini belirten Prof. Dr. Haydar Baş, bazı odakların Türkiye üzerine oyunlar icra ettiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Şimdi bazı hainler bu kardeşliği bozmak için oyunlar yapıyorlar. Bu oyunlara son vereceğim. Doğu ile Batı’yı, Kuzey ile Güney’i kardeş yapacağım. Devleti yıkmaya, parçalamaya değil, halkı bölmeye değil birleştirmeye; azimle, gayretle kainatın doruk noktasına çıkartmaya var mısınız?”Ülkemiz parçalanabilirTarım ve hayvancılık bitince artık vatandaşın toprağa ihtiyacı yok diye bazı kanunlar çıkardığını belirten Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Bu kanunlardan sonra memleketimizin hem madenleri, hem de toprakları satılmış durumdadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan, Haziran 2003 tarihine kadar hiçbir yabancıya toprak satılmamıştır. AKP döneminde Tapu Kanunu’nun 36. maddesi ve Köy Kanunu’nun 87. maddesi iptal edilerek yabancıya toprak satışına izin verilmiştir.Bu dönemden sonra 500 bin km2’den fazla vatan toprağı yabancıların eline geçmiştir.Bu hükümet döneminde çiftçimize, köylümüze, işçimize, memurumu... Devamı

17 03 2007

KUVA-Yİ MİLLİYE ENGELLENEMEZ

    “Kuva-yi Milliye” son günlerde adından en fazla söz edilen bir terim haline geldi. Kuva-yı Milliye fikri etrafında çıkarılan fırtınalar artarak devam edeceğe benziyor. Bu söz ve hareketten madem ki, AB ve ABD yanlıları rahatsız olmakta, Atlantik ötelerinden “ulusal dalga kırılmalıdır” fetvasına rağmen; ulusal dalganın büyüyerek devam ettiğinin işaretidir. Ulusal hareketlerin aslında pek de sağlıklı gelişmediği fakat buna rağmen milletimizin körü körüne teslimiyetçilikten, mandacılık fikrinden çok ciddi bir şekilde uyanışı söz konusudur. Milli kuvvetlerle donanmak şarttırÜlkemiz üzerinde oynanan oyunları ancak ve ancak milletin kendisi anlamak ve karşı durmak zorundadır. Zaten demokrasinin gereği de budur. Demokratik hak ve sorumluluk içerisinde bulunan milletimizin vatanın ve milletin geleceğini ilgilendiren her durumda söz sahibi olabilmesi için gerekli bilgiyle donatılması gerekmektedir. Ancak o zaman "milletin kuvveti" yani “Kuva-yi Milliye” hareketi başarıya ulaşmış demektir. Kuva-yi Milliye, Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı kurtuluş mücadelesini en güzel tarif eden bir ifadedir. Milletin içindeki kuvvetin açığa çıkarılması manasına da gelen Kuva-yi Milliye mücadelesinin açıklaması şöyle yapılır: “Diyebilirim ki, ben milletin vicdanında ve geleceğinde hissettiğim büyük gelişme kabiliyetini, bir millî sır gibi vicdanımda taşıyarak, yavaş yavaş bütün bir topluma uygulatmak mecburiyetinde idim.”(Nutuk) Türk'ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktürSonra da başlattığı Milli Mücadelenin gelişme sürecine Nutuk'ta şöyle değinir.“Bu kararın dayandığı en güçlü muhakeme ve mantık şuydu: Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun istiklâlden yoksun millet, medeni insanlık dünyası... Devamı

17 03 2007

ONLAR DENENDİ…

TÜRK MİLLETİ AKLI SELİM BİR MİLLETTİR. Prof.Dr.Haydar Baş, BTP, Milli Ekonomi Modeli   Bir ülke fiili işgal hadisesiyle karşılaşmadan önce, ayrılığa sebebiyet verebilecek her unsur en ince ayrıntılarına varıncaya kadar kullanılır. Bu bilinen bir realitedir. Ülkemizde bu oyun defalarca sahneye konuldu. Her defasında geri tepti… Şu anda muhtaç olduğumuz en mühim iş, milletin birliğini tesis etmektir.Gerek içerde gerek dışarıda dünyanın oyuncağı olmamıza rağmen, “Milletin istiklalini milletin azmi ve kararlılığının kurtaracağına” inancım tamdır. Bu kurtuluşun kısa zamanda gerçekleşmesi isteniyorsa; millet olarak herkesin çok ciddi bir muhasebe yapması ve gereğinin yerine getirilmesi gerekmektedir. BTP şemsiyesi altında bütünleşme zamanıYazmış olduğum “Onlar Bush’a koşuyor, millet Haydar Baş’a” makalemden sonra okurlarımızdan gelen farklı değerlendirmelerle karşılaştım. Bu değerlendirmelerden bir tanesi üzerinde durmak istiyorum. Okurumuz; yapılan İkinci Kuva-yı Milliye mücadelesinden ve Prof. Dr. Haydar Baş Beyden övgüyle bahsedip, vatansever partilerin ve liderlerin mutlaka biraya gelmesi gerektiğinden bahsetmiş. Düşünce olarak çok doğru, fakat bu konunun mutlaka irdelenmesi gerekmektedir. Vatandaşın gerçekten kimi desteklemesi ve hangi adreste birleşmesi gerektiği objektif olarak değerlendirilmelidir. Her fırsatta Prof. Dr. Haydar Baş Beyin Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) kurulmadan düzenlenen Bağımsızlık ve Bayrak mitinglerinden bahsetmekteyiz. O, düzenlenen bütün programlarda ülkemizi bekleyen tehlikelerden söz etti ve “Siz baş olun, ben ayak” sözünü her zaman tekrarladı. Milli siyasetten, milli devletten, milli duruştan, milli ekonomiden bahsetti durdu… Ama maalesef en dinî geçineninden, en millî görünenine; en solcusundan, en sağcısına herkeste bir AB sevdası almış başını gitmişti! Defalarca kapıları çalınmasına rağmen, ‘AB’siz olm... Devamı