15 03 2007

ÇANAKKALE SAVAŞLARI

      ÇANAKKALE SAVAŞLARI KRONOLOJİSİ - (TÜRKÇE)1915 1915 GALLIPOLITIMELINE(The Dardanelles Campaign)Çanakkale Savaşların Tarih Sıralaması - (İngilizce) HARİTALARMAPS 1915Mustafa Kemal Çanakkale'de1915 Gallipoli (Dardanelles)Ataturk’s outstanding leadership qualities were first recognized during the 1915 Battle of Gallipoli (also known as the Gallipoli Campaign, Dardanelles Campaign, and "Çanakkale Savasları") 1915 ÇanakkaleAnafartalar Grubu Komutanı Kur. Alb. Mustafa Kemal ve emrindeki subaylar 1915 Çanakkale’nin cehennemi andıran savaşlarında her zaman askerleri ile beraber siperlerde olan Mustafa Kemal Mustafa Kemal 3. Ordu Erkanı ile  1915Mustafa Kemal, 3 ncü Kolordu Erkânı ilewww.tsk.mil.tr 1915 Kurmay Albay Mustafa Kemal, Çanakkale’de 1915 Kurmay Albay Mustafa Kemal, Gelibolu Yarımadası 1915 Anafartalar Kahramanı M. Kemal, İstanbul'dan gelen milletvekillerine muharebelere ilişkin bilgi veriyor Mustafa Kemal Çanakkale'de  18 Mart 1915, Çanakkale deniz savaşlarında 215 okkalık (275 kg) top mermisini taşıyan Edremit-Havanlı Mehmet oğlu Seyit Onbaşı Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Muzesi Çanakkale Savaşı Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Muzesi Çanakkale Savaşı Çanakkale Türk siperleri  - 1914 - - 1915 - - 1916 - Eski Çanakkale - 2015 -2015 will honor foundations of the Turkish state laid at Gallipoli   The year 2015 will be one of the most important years in the history of the Turkish Republic. Throughout 2015 Turks will be celebrating the beginning of the creation of the Turkish nation and national spirit. The 2015 centenary will also mark the rise of Mustafa Kemal Atatürk, whose leadership laid the foundations of the Turkish state.   One of the most symbolic houses in Turkey can be ... Devamı

15 03 2007

GENÇLİĞE SESLENİŞ

  BU VATAN BİZİMDİR,BİZİM KALACAKTIR.   ABDULKADİR GEYLANİ H.Z(TANITIM)   ABDÜLKADİR GEYLÂNÎ HAZRETLERİNDEN ÖĞÜTLER   Evliyalar Sultanı, Gavs-ı Âzam olarak meşhur olan ilim ve hikmet kutbu Abdülkadir Geylânî Hazretleri 1077'de Hazar Denizinin güneyinde bulunan Geylan'da dünyaya geldi ve 1166 tarihinde Bağdat'ta hayata gözlerini yumdu. Hem anne, hem de baba tarafından Peygamberimizin neslinden gelen Abdülkadir Geylânî Hazretleri hem ilmi, hem de manevî hali ile yüzyıllar boyu muhtaç gönüllere İlâhi aşkı yansıtmıştır. Öyle ki, Müslüman olmayanlar bile onun büyüklüğü karşısında eğilmişlerdir. Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin gerek dergâh ve medresesinde yaptığı sohbetler, gerekse camideki vaaz ve nasihatleri talebeleri tarafından yazılıyor ve muhafaza ediliyordu. Bizim istifade ettiğimiz Fütûhü'l-Gayb ve Fethu'r-Rabbânî isimli eserleri 1150-1152 yılları arasında yaptığı sohbetlerden oluşmuş ve yakın talebesi Afif tarafından kaleme alınmıştır. Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin sohbetleri ve hitabelerinin muhatapları her kesimden insanlardır. Fakat özellikle Fethü'r-Rabbâni deki hitabeleri daha çok "Ey oğul!" şeklindedir ve çoğunlukla nefse hitap eder, nefse ağır darbeler indirir, nefsin yapısında bulunan şirk, nifak, yalan, riya ve isyan gibi kötülükleri temizlemeye çalışır. Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin en önemli eserlerinden olan 620 sayfalık Fethü'r-Rabbâni´den derlemeye çalıştığımız bu öğütler, hemen herkesin ortak derdini dile getirmekte ve çareler göstermektedir. Bu vesile ile bir aczimi itiraf edeyim: Bir an için kendimi Abdülkadir Geylânî Hazretlerine muhatap olarak kabul ettim, ancak dayanamadım. Çünkü insanda öyle ağır bir nefis ameliyatı yapıyor ki, uzun süre tahammül etmek mümkün olmuyor. Bunun için ağır dersleri değil de, umumi öğütleri derlemeye çalıştık.   Önce kendini düzelt Ey oğul! Önce kendi nefsine öğüt ver, ke... Devamı

15 03 2007

BU YÜZ YIL TÜRK'LERİN ÇAĞI OLACAKTIR.

  BU VATAN BİZİMDİR,BİZİM KALACAKTIR.         İnsan türünün güvencesi, insanlığın tamamını gözetmekle elde edilebilir. İnsanlığın tamamını gözetmenin nedeni, onların yaratıcılık ve birikimlerine yaslanarak insanın potansiyelini gerçekleşebilir tutmakla, bilinenler tükendiğinde, insanlara uzanmayı onların yanına gitmeyi saklı tutmaktır. İnsanların ve onların yarattığı kültürlerin farklılığı, farklı düşünmenin gerekebileceği küresel ve bölgesel kriz anlarında insan türünün yardımcısı ve sigortası olacaktır. Böyle bir güvence riske edilmemeli ya da en az riskle yönetilmelidir. Türklerin tarihi ve kültürel özgüveni ve adalet duygusu yüksektir. Bu nedenle, Türkiye, bölgesel ve küresel inisiyatif alanlarında liderlik potansiyeline sahiptir. Türkler, dinamik kültür niteliklerinin getirdiği liderliğe haiz dört-beş milletten biridir. Türkler, sahip olduğu bu özelliklerin ve tarihin ona yüklediği sorumluluğu adım adım önümüzdeki ilk 15 yılda alacaktır. Türk Tarihi ve kültürünün, en yüksek düzeyde taşıyıcısı ve birikim sahibi bölgesi Türkiye’dir. Türkiye Türkleri bu gücü kullanacaktır. Türk Dünyası, küresel bütünleşme ve yaratılan inisiyatiflere Türkiye üzerinden katkı sağlamalı ve bağlanmalıdır. Türk kültürünün büyük ölçek de varlık göstermesi, onun var olma ve kudret taşıma şansını, sadece Türkiye için değil bütün Türkler için taşımaktadır. Türklerin küresel bir etki yaratabilmesi önce kendi arasında sonra da bölgede ölçek yaratmasına bağlıdır. Yaratılacak ölçeğin unsurları kültür-ticaret-ortak siyasi harekettir. Siyasi hareket birlikteliği öğrenilmelidir. Birlikte hareket etmeyi öğrenmek, önce ülke içinde sonra da ülke dışında sağlanacaktır. Türkiye, var olma savaşını verip kazandıktan sonra, ülküsünü ve ufkunu zayıflatmıştır. Osmanlıyı yok olmaktan kurtarıp ondan yeni bir Cumhuriyeti kuran güç, ülkenin ufkunu açacak ve ufkun gereği olan iç büyüme-bölgesel etki merkezi olma ve küresel bir aktör ol... Devamı

15 03 2007

HADİSLERDEN BİR DEMET

  BU VATAN BİZİMDİR,BİZİM KALACAKTIR.  HADİS DEMETİ Emirü’l-Mü’minin Ebu Hafs Ömer b. Hattap (ra)’den şöyle demiştir. Rasulullah (sav)’dan işittim,şöyle buyuruyordu: Ameller niyetlere göredir.Herkese ancak niyet ettiği vardır. Kimin hicreti Allah’a ve Rasulüne ise onun hicreti Allah’a Rasulenedir. Kiminde hicreti eline geçireceği bir dünya veya nikah yapacağı bir kadına ise hicreti, hicret ettiği şeyde son bulur. Bu hadis: Her biri hadisçilerin imamı olan Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail b. İbrahim b. Muğıre, Berdizbe el-Buhari el cu'fi ile Ebul Hüseyin Müslim b. Haccac el Kuseyri en-Neysaburi Musannef kitanplarının en sahihi olan sahihlerinden rivayet ettiler. Ömer b. el-Hattab (ra)’dan şöyle demiştir: Bir gün biz Rasulullah (sav)’ın yanında iken birden baktık ki elbisesi bembeyaz , saçları simsiyah, üzerinde yolculuk alameti olmayan biri karşımıza çıkageldi. Onu bizden kimse tanımıyordu. Nihayet Peygamber (sav )’in yanına oturdu. Dizlerini dizlerine dayadı, iki avucunu iki uyluğu üzerine koydu ve “Ya Muhammed,İslam hakkında bana haber ver”dedi.Rasulullah (sav): “İslam; Allah’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed (sav)’in Allah’ın Rasulü olduğuna şahitlik etmen, namazı dosdoğru kılman, zekatı vermen, Ramazan’da oruç tutman ve yoluna gücün yeterse Beyti (Kabe’yi) haccetmendir” buyurdu. Adam: “Doğru söylüyorsun” dedi. Biz onun hem peygambere soru sorup hemde cevap vermesine taaccüb ettik. Adam: “İman hakkında da bana haber ver” dedi. Rasulullah(sav): İman; Allah’a Meleklerine,Kitaplarına,Peygamberlerine, ahiret gününe iman etmendir. Kadere,hayrına ve şerrine de iman etmendir”dedi. Adam: “Doğru söylüyorsun” dedi ve “İhsan; hakkında bana bilgi ver”diye yine sordu. Rasulullah (sav): “ihsan; sanki görüyormuşsun gibi Allah’a ibadet etmendir. Her ne ... Devamı

15 03 2007

İSLAM'DA İYİ GEÇİNME

BU VATAN BİZİMDİR,BİZİM KALACAKTIR.    İslâm'da Muaşeret (Güzel Geçinme) Âdâbı İslam dini, insanların muaşeretine (birbiriyle görüşüp konuşmalarına, toplum halinde medeniyet üzere yaşamalarına) büyük bir önem vermiştir. Müslümanların birbirleriyle geçinmelerinde samimiyet, tevazu, sadelik, zorlanmama, karşılıklı yardım, nezaket, saygı, sevgi ve hayırseverlik bir esastır. İslamda halk ile geçinmenin çeşitli yönleri ve dereceleri vardır. Bunların bir kısmı şunlardır: 1) Herkese karşı tatlı dilli, güler yüzlü, açık kalbli olmak. Bir müslüman daima güleryüzlü bulunur. Hiç bir kimseyi asık bir yüzle karşılamaz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: "Şüphe yok ki, Allah yumuşak huylu, açık yüzlü kimseyi sever." 2) Herkesle güzel şekilde görüşmek, insanlara eziyet vermekten kaçınmak. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: "Müslüman odur ki, dilinden ve elinden müslümanlar selamette bulunur. 3) İnsanların eziyetlerine katlanmak, kötülüğe karşı iyilik yapmak. Bir hadîis-i şerifde buyurulmuştur: "Sıddîkların (özü-sözü dosdoğru olanların) derecelerine geçmek istersen, senden ilgiyi kesene bağlan, senden esirgeyene sen ver, sana zulmedeni de bağışla." 4) Dargınlığa hemen son vermek. Müslümanlar arasında bir dargınlık olursa hemen barışırlar, birbirlerinden üç günden ziyade ayrı kalmazlar. Müslümanların gönüllerinde düşmanlık ve kin duyguları yaşamaz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: "Üç günden ziyade kardeşine dargın kalmak bir müslümana helal olmaz." 5) Dargınların arasını düzeltmeye çalışmak. Bir müslüman, iki din kardeşi arasında her nasılsa bir dargınlık olduğunu görünce aralarını bulmaya ve küskünlüğü gidermeye çalışır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: "Sadakanın en faziletlisi, dargınların aralarını bulup düzeltmektir." 6) İnsanların kusurlarım araştırmamak ve yaymamak, aksine örtmeye çalışmak. Müslümanlar kimsenin kusurlarını araştırmazlar. Kimsenin ayıbını ve kusurunu araştırıp ortaya çıkarmaya ve göstermeye çalışmazlar. Buna... Devamı