01 06 2014

Türkiye’yi yönetenler Batı’ya hayran

Hükümetin ABD ve Avrupa Birliği etkisi altında politika ürettiğini dile getiren Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkan Vekili Dr. Abdullah Terzi, Türkiye’yi yönetenlerin kıblesinin Batı olduğunu söyledi  Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Vekili Dr. Abdullah Terzi yaptığı açıklamada Rusya ile Çin arasında yaşanan siyasi ve ekonomik yakınlaşmayı ve AKP hükümetinin ABD ve AB güdümlü dış politikasını değerlendirdi. Türkiye’yi yönetenlerin kıblesinin Batı olduğunu dile getiren BTP Genel Başkan Vekili Terzi, “Hem NATO ekseninde hem ABD ile yürütülen stratejik ortaklık ve model ortaklık kapsamında hem de Avrupa Birliği ile olan müzakere süreci yürütüldüğü için ve ekonomik anlamda batı ülkelerinden borçlanarak yürütülen ekonomi nedeniyle hükümet Rusya pazarını görmüyor” diye konuştu. Dr. Abdullah Terzi şunları söyledi: “Halbuki Rusya bizim için ihracaat - ithalat alanında çok büyük bir pazar. Bunu şu anda Çin hinterlandına almış, aynı şekilde Hindistan var.” Çin ve Rusya kapsamlı işbirliği Çin ve Rusya’nın işbirliğinin sadece ekonomi alanıyla sınırlı olmadığının altını çizen BTP Genel Başkan Vekili Dr. Abdullah Terzi, “Rusya ve Çin Suriye konusunda BM’de birlikte hareket etti. Şimdi keza Ukrayna konusunda da birlikte hareket ediyorlar. Yalnız değiller yanlarında BRICS ülkeleri var artı Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi ülkeler var. Bütün bu gelişmeler Rusya’yı ve lideri Putin’i dünyanın gündemine oturttu” diye konuştu. Rusya bu gücü MEM’le elde etti Konuşmasında “Acaba Rusya’yı ve Putin’i bu noktaya getiren güç ... Devamı

01 06 2014

Neden bu hallere düştük?

  Varlığına kavuştuğu, devlet ve millet olma vasfını kazandığı günden beri dünyanın rotasına yön veren; insanlığa medeniyet, hak ve hakkaniyet dağıtan bir millet olan Türk Milleti ve devleti, bu vasfını kaybetti. Zaman geçtikçe de başkalarının oyunlarında figüran olmuş, neticede de aidiyet duygunu kaybetmiş bir topluluk haline büründük. Lütfen bu tespitlerimizi kulak arkası etmeyin, anlamazlıktan gelmeyin, biraz da olaylara bizim baktığımız gözlükle bakmaya çalışın. Kendinizi mutlaka sık sık muhasebe ve muhakeme edin. Ne demek istediğimizi anlamaya çalışın… Yaşanan hadiselere milli kimlik ve aidiyet duygusu ile bakınca hak vereceğinizi zannediyorum. Gerek içerde, gerek dışarıda oynanan oyunlara ilgisiz kalmayın; çünkü oynanan oyunların temelinde millet ve devlet olarak biz varız. İktidarın iç ve dış siyasetiyle nereye doğru gidiyoruz? İç ve dış ilişkilerle neler yapılmak isteniyor? Etrafınızda yaşanan sosyal hadiselere aklınızı kullanarak bakmak ve görmek zorundasınız. Siz etrafınızda oynanan oyunları görmezlikten geldikçe; çember gittikçe daralacak, belki de çaresiz kalacak, adım adım batmaya, parçalanmaya doğru gideceğiz. Siz günü kurtarmak mantığıyla boyutsuz, ilgisiz davrandıkça yok olup gideceğiz. Bu halden tek kurtuluş yolu, fertten topluma aidiyet duygusuna yeniden kavuşmaktadır. Ne demek istediğimizi biraz daha açalım dilerseniz. Bir kimsenin ait olduğu benliğine, kimliğine, ailesine, imanına, vatanına, devletine, bayrağına sahip çıkma duygusuna, aidiyet duygusu denmektedir. Bir kimse yukarıda saydığımız değerlerine sahip çıktığı oranda aidiyet duygusundan nasiptar olur. Bunun neticesinde de ister fert planında ister toplum planında olsun başarılar... Devamı

01 06 2014

Siyasetten ne anlamalıyız?

  Siyaset kurumu çok büyük yaralar aldı ve almaya da devam etmektedir. Bunun sebebi siyasetle uğraşanlardır. Ehliyetli, ehliyetsiz her önüne gelen siyaset kurumunda görev almaya kalkışmış, belli bir bilgi birikimi, planı, projesi ve becerisi olmayan, ya da başka niyetler besleyen kimseler bu kurumu maalesef kirletmiştir. Siyaset kurumu, Millete hizmet kurumu diye adlandırılmasına rağmen çok çirkin işlerin döndüğü bir kurum halini almıştır. İlk insanla başlayan yönetme ve üstün olma hırsının beraberinde getirdiği nefsi hastalıklar; çoğu zaman insanları haksızlığa, yolsuzluğa, zulüm ve işkencelere dahi sürüklemiştir. İnsanlar, iktidar olmak ya da iktidarını korumak için ilahi kuralları dahi hiçe saymışlar. Peygamberimizin Hak budur diye işaret ettiğini dahi kabul etmemişler. Başlangıçta iyi niyetlerle dahi yola çıkılsa, ilerleyen zamanlarda yollar sapmış, doğrular yanlışa tebdil olmuştur. Kan dahi dökmekten geri durmamışlar. Kavram kargaşasının yaşandığı bu zamanda, siyaset kavramı da haliyle kirlenmiş, amacı dışına çıkartılmıştır. Dünkü yazımızda siyaset kurumunun geldiği noktada yapılan seçimlerin sağlıksız olacağını dile getirerek şu tespitlere yer vermiştik: “Seçimlerde daha güçlü organize olan, daha güçlü olan, daha zengin olan, daha çok çevreye ve etkiye sahip olanlar, mutlak çoğunluğun verdiği avantajlarla zafere ulaşmıştır. Demokrasinin belki de en acımasız tarafı budur. İster haklı ol, ister haksız ol, çoğunluk seninleyse güçlü de sen, haklı da sen oluyorsun. Bu genel bir kuraldır. Bundan önce de bundan sonra da elde edilecek netice budur. Madem yönetim şekli olarak demokrasi tercih edilmiş; ya tercih edenler ıslah edilmeli, ya da demokrasi ıslah edilmelidir.... Devamı